Howlin' Mad Murdock here, only this time my body's split along with my mind. So, leave a message after the beep and I'll get back to you just as soon as my shock therapy’s over. Bye now.
"İnsan öyle garip bir yaratık ki, defalarca da kırılsa, inancını yitirmeye zorlansa, hayal kırıklığına uğrasa, yine inanmak, yine sevmek, yine hayal kurmak istiyor. Kendine, kendini korumak için bunun aksini söylüyor olsa da, aslında içten içe istiyor bunları yeniden yaşamayı. Hem de daha hazır, daha deneyimli, daha güçlü hissederek. Yenilgi kaybettiren birşeyken, bunları yaşamak kazandırıyor aslında insana. Dolayısıyla Beckett’in bahsettiği yenilgi, aslında zaferin başka bir şekli sanırım. Ve ben şimdi bir sonraki zaferime doğru ilerliyorum."
"Çünkü, en başta, bir “yaratma” çabasının ürünleriyiz: “bir millet yaratma” çabasının. Tarihimiz gibi bizim de olduğumuz şey olmamızı istemeyen bir irade var tepemizde. “Hayır, öyle olamazsın” diyor, durmadan, “Benim istediğim gibi olacaksın!” Onun istediği gibi olmak için sabahları “Türk’üm, doğruyum…” diye bağırıyoruz; “Selâm ver!” komutuyla selâmlar veriyoruz. “İnan” diyor inanıyoruz, “Ona inanma!” diyor ona inanmıyoruz, “Ona böyle inan!” diye emrediyor, öyle inanıyoruz. Hiçbir yaptığımıza inanmıyoruz, sonunda, ve inandığımız hiçbir şeyi yapamıyoruz."